Embed

doksanlı yıllarda korku filmleri

 


1990 döneminin başlangıcında, 1980’li yıllar boyunca yaygın konumda bulunan bitmez tükenmez devam filmleri yine devredeydi. Yeni çıkarılan korku filmi sayısı çok azdı. Devam nitelikli olanlar arasında söz etmeye değenlerin sayısı ise daha da azdı. Korkuya ilgi belli miktarda azaldı. Bununla birlikte burada, İngiltere’de birçok korku filmi doğrudan video kasetlere alınarak piyasaya sunuldu. Bu dönem, korkunun bu on yıllık dönemin sonuna doğru kesin bir “Scream/Çığlık” niteliğindeki filmin piyasaya sürülmesiyle ile büyük bir çıkış yaparak geri dönmesine kadar devam etti…

Arachnophobia1990’da “Arachnophobia”, bu yıl içinde piyasaya sürülen birkaç orijinal filmden biriydi. Bu filmde, Jeff Daniels küçük bir taşra kasabasında son derece zehirli örümceklerle savaşıyordu. Bu yıl vizyona konulan diğer filmler ise Chucky, Leatherface, Dr West ve hatta Norman Bates’in “Child’s Play 2”, “Leatherface : The Texas Chainsaw Massacre 3”, “Re-Animator 2” ve Psycho 4 : The Beginning” filmlerinde geri dönüşünden ibaretti. Ayrıca zombi polis Matt Cordell de “Maniac Cop 2” ile geri dönüyor ve Robert Davi ile mücadele ediyordu. Fakat daha olumlu bir durum, “Graveyard Shift” adlı film, Steven King adaptasyonlarının uzun süreli öykülerine hoş bir ilave daha yapmış oldu.

1991’de, son derece başarılı korku/heyecan filmi “The Silence of the Lambs/Kuzuların Sessizliği” adlı film gösterime sunuldu. Thomas Harris’in kitabından uyarlanan bu filmin başrolünde, piskopat psikolog Dr. Hannibal Lector’u canlandıran Anthony Hopkins yer alıyordu. Ayrıca yine bu yıl içinde, Robert DeNiro ve Nick Nolte’nin başrollerini paylaştıkları “Cape Fear/Korku Burnu” adlı yeniden çekilmiş film ile, Elm Sokağı filmlerinin muhtemelen sonuncusu olan “Freddy's Dead : The Final Nightmare” filmleri vizyona sokuldu.

Bram Stoker's DraculaChucky “Childs Play 3" filmi ile bir kez daha beyaz perdeye döndü. Bu film, bu serinin 2. bölümünden bile daha kötüydü. Ve Predator bu kez Danny Glover ile savaşmak üzere geri döndü. Fakat bu kez “Predator 2”den bile daha az hatırlanmaya değer nitelikteydi.

1992’nin en büyük korku filmlerinden iri, eski bir korku klasiğinin yeniden çekilmiş filmi olan “Bram Stokers Dracula” idi. Francis Ford Coppella tarafından çekilen bu filmde Kont rolünde Gary Oldman vardı. Film, romanın bugüne kadarki en başarılı uyarlaması olarak kabul edildi. Ancak bu on yılın en büyük filmi, James Cameron’un, önceki bilim kurgu/korku türündeki filminin devamı olan “Terminator 2: Judgement Day” adlı filmi oldu. Filmin başrolünde yine Arnie vardı ve önceki filmin oyuncu kadrosu bu filmde de yer alıyordu.

İğrenç “Alien 3” filmi de bilim kurgu/korku türünü devam ettirdi, ancak bu film serisinin en kötü filmi olarak kabul edildi. Clive Barker’in romanı “Forbidden”ın sinemaya uyarlaması “Candyman” ile bu yılki korku türüne başka bir yeni karakter girdi. Esrarengiz Tony Todd, filmin başrolünde kanca elli bir katili canlandırıyordu.

Bir diğer geri dönüş ise Pinhead’in "Hellraiser 3 : Hell on Earth" ile dönüşü oldu. Yönetmen Wes Craven, en yeni filmi “The People Under the Stairs” adlı son filmini yine bu dönemde vizyona soktu. Bu film yönetmenin "Nightmare on Elm Street"den sonraki en başarılı korku filmi oldu. Bu yılın sözünü etmeye değer diğer filmleri, düşük bütçeli bir film olan ve başrollerini Robert Davi ile Robert Z’dar’ın paylaştıkları “Maniac Cop 3: Badge of Silence” ve doğrudan video kasede çekilen bir Amityville filmi olan anlamsız “Amityville 1992: It’s About Time” adlı filmdi.

Night of the Living Dead (1993)George Romero, orijinalinin 25. yıldönümünde 1993’te İngiltere’de, "Night of the Living Dead" adlı filmin tam renkli, günümüze uyarlanmış bir yeniden çekimini gösterime sundu (Bu film, ABD’de 1990’da oynatılmıştı). Ancak bu film yalnızca kısıtlı bir başarı kazanabildi. Steven Kings’in "Needful Things" adlı filminde Max Von-Sydow şeytani bir bakkalı canlandırıyordu. Sam Raimi, “Evil Dead” serisinin üçüncüsünü “Army of Darkness : The Medievil Dead” adlı filmle piyasaya sundu. Jason ise, "Jason goes to Hell : The Final Friday" adlı filmde nihai istirahatgahına uğurlandı (belki de tam böyle lomadı, fakat Bölüm 4’te söylenen tam olarak buydu).

Mary Shelly's FrankensteinDiğer devam filmlerinde, düş kırıklığı yaratan “Return of the Living Dead 3" adlı filmi ve yine onun kadar anlamsız "Amityville : A New Generation" filmini izlemek zorunda kaldık. Yılın kayda değer tek orijinal filmi, popüler ABD komik çizgi filmini temel alan “The Crow/Horoz” idi. Bu film, başrol oyuncusu Brandon Lee’nin filmin sonuna yakın bir dönemde sette kazayla öldürülmesi ile birlikte olumsuz bir ün kazandı.

1994’te, Kenneth Branagh, 92’deki Drakula yeniden yapımının başarısından kazanç sağlamak amacıyla kendi korku adaptasyonu "Mary Shelly's Frankenstien"u gösterime sundu. Branagh filmin hem yönetmeni hem de başrol oyuncusuydu. Drakula yeniden yapımını yöneten Francis Ford Coppolla yapıma yardımcı oldu ve başrolde canavar olarak alkış toplayan aktör Robert DeNiro vardı. Ancak, film gişe açısından tam bir başarısızlığa uğradı.

Yine bu yıl içinde, Wes Craven, "Wes Cravens New Nightmare" filminde Freddy Kruger’in işini bitirmek için orijinal oyuncu kadrosu Robert Englund ve Heather Langenkamp ile birlikte Elm Sokağına geri döndü. Film orijinal kurgu içinde kısa bir gezinti içeriyordu. Bir diğer korku karakteri, korkutucu "Texas Chainsaw Massacre 4 : The Next Generation" filmiyle hatırlanmaya daha az değer bir dönüş yaptı. Öte yandan, Tall Man/Uzun Adam, katil toplarıyla “Phantasm 3”te yeniden ortaya çıktı. Candyman de bir sonraki yıl, 1995’te “Candyman 2 : Farewell to the Flesh” adlı filmle geri dönüş yaptı. John Carpenter ise “Village of the Damned” adlı yeniden çekim filmi ile bir kez daha ortaya çıktı. Filmde Midwich kasabası, İngiltere kırlarından Amerika çiftliklerine taşınmıştı.

ScreamOn yılın en önemli filmi 1996’da ortaya çıktı. Bu film, o güne kadar doğrudan videoya çekilen devam nitelikli filmler ve kötü sinema filmlerinden bir kopuş niteliği taşıyora benziyordu. “Scream/Çığlık” adlı bu film Wes Craven tarafından yönetilmişti. Bu film tam bir başarı kazandı ve ciddi bir korku filmi olarak addedildi. Diğer klasik günümüz korku filmlerini ve ünlü klişeleri hicvediyordu. Bu film, korku filmlerine ilgiyi yeniden canlandırdı ve bu türe (özellikle “kanlı” filmlere) eski popülerliğini geri kazandırdı ve ardından bir çok taklidi yapıldı.

From Dusk Till DawnBu yıl içinde Michael Myers "Halloween 6 : The Curse of Michael Myers" adlı düş kırıcı filmde yeniden ortaya çıktı. Ne yazık ki, bu film beyaz perdenin usta oyuncusu Donald Pleasance’ın ölümünden önce oynadığı son film oldu. Bu film daha sonra, belli kilit noktaları değiştirmek üzere yeniden düzenlendi. En önemlisi de, ilk çekilenden tamamen farklı bir sonla bitirildi.

Pinhead de "Hellraiser 4 : Bloodline" adlı filmle geri döndü. Bu film, bir çok diğer devam nitelikli korku filmi gibi, serinin son filmi olarak tanıtıldı (aman siz buna inanmayın). Mezardan dönen bir diğer intikam meleği ise, sıkıcı “The Crow 2: City of Angels2 adlı filmde kendini gösterdi. Son derece başarılı, fakat aynı zamanda tuhaf "From Dusk Till Dawn" adlı filmde ise George Clooney ve Quentin Tarantino vampir bisikletliler ile savaşıyordu. Ayrıca, bir diğer Steven King romanı da, başrolünde Robert Burke’nin oynadığı “Thinner” adlı filmle uyarlanarak beyaz perdeye geliyordu.

I Know what you did Last Summer"I know what you did Last Summer/Geçen Yaz ne yaptığını biliyorum" 1997 filmi, çığlık ilhamlı peş peşe filmlerden yalnızca biriydi. Filmin yazarı bile Çığlık ile aynı, yani Kevin Williamson idi. Bir diğer benzer türde dolaylı korku filmi olan “Wishmaster” da, şeytani mitsel bir karakter olan Djinn (bir peri) üzerinde odaklanmıştı. Orta seviyede başarı göstermiş olan bu film, Robert Englund, Toddy Todd ve Kane Hodder’in misafir oyuncu olarak korku karakterleriyle görünmeleri sayesinde önem kazandı. Wes Craven, bu yıl içinde “Scream 2” ile Scream’in başarısını takip etti. Bu filmde ilk filmle aynı formül kullanılmış, yalnızca bu kez korku filmleriyle dalga geçilmişti.

Halloween H20 : Twenty Years Later (Part 7)Bu arada, “Alien” fırtınasının dördüncüsü kendini "Alien 4 : Ressurection" gösterdi. Bu film 3. bölümden çok daha iyiydi. Ayrıca, Paul Verehoven’in çok kanlı, dolambaçlı, bilim kurgu filmi olan ve insanlığın dev yabancı böceklere karşı savaştığı “Starship Troopers/Yıldız Savaşçıları” filminden hemen sonra başka bilim kurgu yabancı korku filmleri de yapıldı.

1998’de, iki önemli film vizyona konuldu. Bunlardan ilki, “Psycho”nun tam renkli yeniden yapımıydı. Yönetmenliğini Gus Van Sant’ın yaptığı bu film, orijinalinin hayranlarından ve eleştirmenlerinden karışık tepkiler aldı. İkincisi ise, Halloween serisinin yedinci filmi olan "Halloween H20 : 20 Years Later" idi. Bu film orijinal öyküye dönüş niteliği taşıyordu. Yalnızca dördüncü bölümden sonraki saçmalıkları (büyük ölçüde) atmıştı. Steve Miner tarafından yönetilen filmde, Jamie Lee Curtis geri dönmüş ve orijinal karakter olan Laurie Strode’yi oynuyordu. Önceki seri bölümlerinden farklı olarak, büyük bir başarı kazanmıştı. Çığlık tarzı teenager korku filmlerinin bir diğeri de öğrencileri kaçıran yabancı öğretmenleri konu alan “Faculty” idi. “Phantasm” serisinin dördüncü filmi olan “Phantasm 4: Oblivion” da bu yıl videolar için çekildi.

The Blair Witch Project1999’da başka devam filmleri de yapıldı. Bunlardan biri, Chucky’nin “Childs Play” serisinin dördüncüsünde geri döndüğü “Bride of Chucky” idi. Bu da bir diğer Çığlık tarzı korku filmiydi. “I Still know what you did Last Summer/Geçen Yaz ne yaptığını hala biliyorum" adlı filmde yaşlı ve yoksul Jennifer Love Hewitt’in başına daha çok bela açılmıştı. Son derece kötü “The Rage: Carrie 2” filminde daha çok doğa üstü karmaşıklıklar beyaz perdeye getirilecekti.

End of DaysTıpkı Renny Harlin’in "Deep Blue Sea" filminde yeniden ortaya çıkan katil köpek balıkları gibi, John Carpenters’in “Vampires/Vampirler” filmiyle geri dönüşü de beyaz perdeye bu yıl beyaz perdeye yansıyan filmler arasındaydı. Klasik korku filmi “The Mummy” yeniden çekildi ve ortaya özel efektlerle dolu son derece sıkıcı bir film çıktı. Aynı durum “The Haunting” adlı yeniden çekilen korku filminde de kendini gösterdi. Fakat yılın en çok konuşulan filmi, düşük bütçesine rağmen etkili olan “The Blair Witch Project” oldu. Bu film, korkuyu tamamen yeni bir yöne çekti. Filmin tamamı, 3 karakterin elle taşımalı kameralarla çektikleri filmden ibaretti. Bu 3 kişi (öyküde) koruluğa uğradığı tahmin edilen yerel bir hayalet efsanesi hakkında belgesel bir film çekiyorlardı. Fakat, bu karakterler yaratığın yeni kurbanları olmuşlardı.

Milenyumun son korku filmi, büyük bir başarı kazandı. Filmin adı, filme çok uygun “End of Days/Günlerin Sonu” oldu. Filmde Satan (Gabrielle Byrne), 1999 yılının Yeni Yıl arifesi akşamında bir gelin seçmek üzere dünyaya geri dönüyordu. İşini bozan ise aksiyon kahramanı Arnold Schwarzenneger oldu

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği paylaşın!